Vakko, Beymen, Mudo, Damat Tween, Derishow ve Desa gibi Türk markaları moda dünyasındaki başarılarını, dekorasyon koleksiyonlarında devam ettiriyor. Senenin modası olan kıyafetlerin renkleri mobilyalara da yansıyor, trendlerin uyarlamaları dekorasyonda karşımıza çıkıyor.
Dekorasyonu ikinci faaliyet alanı olarak seçen hazır giyim markalarının çalışmalarını ve 2007 yılında dekorasyonda bizi nelerin beklediğini öğrenmek ister misiniz?
ÖSYM bu yıl 1 milyon 600 bini aşkın adayın yarışacağı 2007-ÖSSye az bir süre kala "son dakika" değişikliği yaptı.
ÖSYM "ve" yerine "veya" değişikliğiyle kamuoyunda "yerleştirme puanı" olarak bilinen Sayısal-2 (SAY-2) puanının hesaplanma yöntemini yeniden belirledi. Bu değişiklikle bu yıl yüzde 50 daha fazla adayın puanı hesaplanacak. Geçen yıl 185 ve üzeri puan alan 913 bin 122 adayın puanı hesaplanmıştı. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, "ve-veya" tadilatını Hürriyete açıkladı. Testler ve katsayıda herhangi bir değişiklik olmadığını bildiren Yarımağan, "Son derece teknik" dediği değişikliği anlatırken adaylara 17 Haziranda gerçekleştirilecek ÖSS öncesi önemli bir uyarıda da bulundu. Yarımağan şunları söyledi:
SAY-2 HESAPLAMASI Geçen sene SAY-2 puanını hesaplamak için MAT-2 ve FEN-2den alınması gereken puan vardı. Bu yıl sadece MAT-2 değil, FEN-2den de 0.5i geçenlerin puanı hesaplanacak.
NE GETİRECEK? Buna göre geçen yıl daha az sayıda adayın puanı hesaplanmıştı. Bu yıl 185 barajını aşan daha fazla adayın puanı hesaplanacak. Yani geçen yıl bunu uygulasaydık yüzde 50 fazla adayın puanı hesaplanmış olacaktı. Tabii ki bu bir yere yerleşme anlamına gelmiyor.
KÜÇÜK BİR TADİLAT Özellikle SAY-2 puanı ile bir yere girmek isteyenlerin şansını artıracak. Ama bu tadilat adayı ilgilendirmiyor sadece teknik bir konu.
ÇOK SORU UYARISI Bu yıl ayrıca 185 baraj puanını aşan sayısal öğrencileri Eşit Ağırlık 2 ile öğrenci alan iktisat işletme sınıf öğretmenliği gibi programları da tercih edebilecekler. Bu nedenle adaylara önemli bir uyarı yapmak istiyorum. Çok test çözün, çok soru yapın. Geçen yıl bu çok azdı.
alıntıdır.

Microsoft "Yüzey Bilgisayar" üretiyor
Microsoft, masa yüzeyi şeklinde ekranlara sahip bilgisayarlar üretmek için kolları sıvadı.
İş ve Teknik Eğitimi Öğretmenliğine Başvuramamamız Haksızlıktır
Teknik Eğitim Fakülteleri Mobilya ve Dekorasyon Öğretmenliği mezunlarına İş ve Teknik Eğitimi öğretmenliğine başvuru hakkı verilmemesi ve ders içeriği bakımından daha alakasız olan Çiçek, Örgü, Dokuma Öğretmenliği, Nakış Öğretmenliği gibi bir çok bölüm mezunlarına bu hakkın verilmesi büyük haksızlıktır. Bu konuyu yaklaşık 4 yıldır gündeme getirmek için çaba harcıyoruz ama maalesef bir sonuç yok.
Mobilya ve Dekorasyon Öğretmenliği bölümü olarak eğitimimiz boyunca görmüş olduğumuz bazı dersler; Mesleki Teknik Resim, Perspektif 1-2-3, İç Mekan Tasarımı, Mobilya ve Dekorasyonda Süsleme, Dekorasyon Teknikleri, Üst Yüzey İşlemleri 1-2, Döşeme Teknolojisi, Mobilya Stilleri ve Estetik, Mobilya Konstrüksiyonu, Ağaç Malzeme Teknolojisi, Pratik Elektrik Bilgisi, İşletme Bilgisi dersleridir. Ayrıca sekiz (8) dönem boyunca uygulamalı olarak atölye çalışmaları yapmış ve formasyon derslerini de almış bulunmaktayız.
İlköğretim kurumlarında verilen İş ve Teknik Eğitimi dersinin içeriği ile yukarıda isimleri geçen derslerin içerikleri örtüşmektedir. İş ve Teknik Eğitimi dersini vermeye yeterli olduğumuz halde bu branş için yapılan atamalarda Mobilya ve Dekorasyon Öğretmenliği mezunlarına yer verilmemektedir. Zaten her yıl öğretmen atamalarında 10 kişi 20 kişi 30 kişi gibi kontenjan verilmesi bizleri mağdur etmektedir, birde bu konudaki mağduriyetimiz olunca durum daha da vahimleşmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığımız ve Talim Terbiye Kurulu Başkanlığımız başta olmak üzere ilgili diğer kurumaları bu haksızlığı kaldırmaları için göreve davet ediyor ve artık sesimizi duyun diyoruz. Eğer bu konu incelenirse İş ve Teknik Eğitimi mezunlarından sonraki hakkın Mobilya ve Dekorasyon Öğretmenlerinin olduğu görülecektir.
alıntı.

Çok değerli Teknik Öğretmen arkadaşım;
1937 yılında Ankara’da ilk Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulu’nun açılmasından bu yana Teknik Öğretmenin hak ettiği yere gelebilmesi için daha önceki öğretmen ağabeylerimiz bulundukları zamanın şartları içinde ellerinden gelen gayreti göstermişler, fakat 1980’lerden sonra Teknik Öğretmen, temelli bir sahipsizlik ortamı içine düşmüş, seneler içinde yavaş, yavaş sahip olduğu birkaç hakkı da elinden alınmış, son gelinen noktada can çekişir hale gelmiştir. Bu da gösteriyor ki sahipsiz olunca, bir kural olan “verilen hak geri alınmaz” sözü Teknik Öğretmen için geçerliliğini kaybetmiştir.
Bir hatırlayın Teknik Öğretmenin ekonomik ve toplum içindeki itibarlı geçmişini;
Bir zamanlar Teknik Öğretmenin ders saati ücreti kültür dersleri ücretlerinden farklı (yüksek) idi. Bugün bunun hayalini bile kuramayacak durumdayız.
Mesleki ve Teknik okullarda Müdür atamalarında yıllarca uygulanan Teknik Öğretmen şartının kaldırılması, Teknik Öğretmene yapılan en büyük haksızlıklardan sadece birisi olmakla beraber, yönetimi bu durumda bulunan okullarda çalışan Teknik Öğretmenler de, mesleki ve teknik açıdan olumsuz olan bu yapıdan büyük sıkıntılar çekmektedirler.
Bir dönem dört yıllık fakülte mezunu Teknik Öğretmenlere, en yüksek devlet memuru maaşının %40’ı, iki yıllık yüksek okul mezunu olan Teknik Öğretmenlere %20’si ödenen özel hizmet tazminatı’nın elinden alınması Teknik Öğretmenin uğradığı en büyük haksızlıklardan birisi olarak biz teknik öğretmenleri çok üzmüştür.
Teknik Öğretmenin en doğal hakkı olan yıpranma tazminatları elinden alındı.
Bunun yanında ortalama yükseltme ve sorumluluk sınavlarında ödenen o öğretim yılının en yüksek ek ders ücreti kadar sınav ücretlerinin kesilmesi, kültür öğretmeninin maaş karşılığı okutmakta olduğu 15 saat iken Teknik Öğretmen için bu rakamın 20 saat olması, planlama, bakım ve onarım (egzersiz) ücretlerinin elinden alınması ve en son uygulama ile de koordinatörlük ücretlerinin maaş karşılığı ders sınıfına alınarak Teknik Öğretmenin aldığı birkaç ücretinin de elinden alınması, bizleri hepimizin bildiği ve yaşadığı içler acısı duruma getirmiştir.
Bu zamana kadar bırakınız Teknik Öğretmenin sosyal ve ekonomik durumunun iyileştirilmesini, kazanılmış haklarımız birer, birer elimizden gitti.
Aldığımız eğitim itibariyle alanlarımızda bir mühendisten pek farkı olmayan, hatta uygulamada daha ileri olan Teknik Öğretmenle, mühendislik haklarının verilmesi konusunda yıllardır sanki dalga geçer gibi yıldırma ve küçük görme politikası güdülmektedir. Bu unvansızlık problemi, özel veya devlet sektöründe çalışan arkadaşlarımızın çok büyük maddi ve manevi sıkıntılar çekmesine sebep olmakta ve bulundukları yerlerde hak ettikleri duruma sahip olamamalarına, itilip kakılmalarına neden olmaktadır. Bu durumu, bu şartlarda çalışan kıymetli arkadaşlarımız bizzat yaşamaktadırlar.
Bunların hepsini biz teknik öğretmenler hep beraber yaşadık ve yaşıyoruz.
Peki! Şimdiye kadar ne yapıldı? Hiç bir şey! Bir şeyler yapılsaydı hiç olmazsa bu kadar kötü bir duruma düşmezdik.
Sevgili meslektaşım ve aynı kaderi yaşayan Teknik Öğretmen arkadaşım; siz de biliyorsunuz Türkiye’de öğretmenlerin sosyal ve ekonomik haklarını korumak amacıyla kurulduğunu iddia eden birçok vakıf, sendika ve dernek gibi kuruluşlar mevcut. Bunların yapısal özelliklerine baktığımızda hepsi de kültür ve sınıf öğretmenlerinden teşkil etmiş olduğunu görürüz. Teknik öğretmenin yapısı itibariyle, bu arkadaşların bizleri anlaması ve ona göre bizlerin haklarını savunması hiçbir zaman gerçekleşmesi mümkün olamadı ve olması da mümkün değildir. Zaten bizleri anlamış olsalardı elimizden alınan haklarımızın hiç olmazsa bir tanesinde gayretlerini ve lehimizde sonucunu görürdük. Ayrıca bu kuruluşların hepsi de bir siyasal parti veya akıma yakınlık göstermektedir. Böyle kuruluş veya sendikaların gerçekte üyelerinin haklarını korumak ve iyileştirmek hususundaki çabalarının pek de inandırıcılığı kalmamaktadır.
Konunun diğer yönü de şudur ki; aynı iş kolunda hizmet veren bir toplumun hakları ve haklarındaki iyileştirme çabalarında sosyal ve siyasal bir yapılanma, o topluma başta vurulmuş en büyük bir darbedir. Bırakınız onların haklarını korumayı, o toplumu bölerek işveren karşısına daha zayıf çıkarmaktır.
Yukarıda da görüldüğü gibi bir yapıdaki sendikaların içlerine serpilmiş 30 bine yakın Teknik Öğretmenin varlığı bile hissedilmemekte ve üretime de dayalı bir öğretmenlik olan Teknik Öğretmenliğin bu muazzam gücü, Teknik Öğretmenden başkaları için stepne görevi görmektedir. Teknik Öğretmen bu kadar aciz midir de homojen yapısıyla bir araya gelerek kendi muazzam gücünü ortaya koyamıyor? Hayır! aciz değil, sadece kendinde olan gücün farkında değil.
Çok değerli Teknik Öğretmen arkadaşım; gelin sen ben demeden, hep beraber bir güç olalım, birlik olalım. Kimsenin peşinden değil, hep beraber bir şeyler yapalım. Mühendisler Odasını kendimize örnek alalım, hiç bir akıma itibar etmeden sadece Teknik Öğretmenin hak ve menfaatleri için bir araya gelelim. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, karşıdaki güç seni, şucu bucu diye ayırt etmiyor, hepimize aynı uygulamayı yapıyor. O zaman, bize ne oluyor ki bu büyük potansiyel gücümüzü kendi hak ve menfaatlerimizin korumasında ve iyileştirilmesinde kullanmıyoruz. Onun bunun payandası oluyoruz.
Çok değerli Teknik Öğretmen arkadaşım, bu yazıya katılıyorsanız aşağıdaki linki tıklayarak olumlu cevabınızı bekliyoruz. Bu birlikteliği biz değil, hep birlikte yapacağız. Kimse kimsenin peşinde değil, yanında olacak bir birliktelik. Adını, türünü birlikte belirleyeceğimiz birliktelik.
Bu maili ulaşabildiğiniz tüm Teknik Öğretmenlere ulaştırmanız, gücümüzün artması, dayanışmanın yayılması anlamına gelecektir. Duyarlı ve kararlı davranırsak, şu andan çok daha iyi ve güçlü olabiliriz.
Saygılarımızla.
http://www.teknikogretmenler.somee.com
Teknik Öğretmenler:
Yılmaz ÇAKIŞ Metin APALI Feysel ŞAHİN Oğuz GÜZEL Murat ALÇO
İbrahim BÜYÜKDAĞ Uğur ÖZKURT İhsan ÖNAL Muhammet ASLANTAŞ
Erkan ÖZKAN

